KDV Hesaplama Aracı – KDV Dahil ve KDV Hariç Hesaplama Programı

Aşağıdaki KDV hesaplama aracında KDV hesaplama şeklinizi seçtikten sonra hesaplama için sizden istenen gerekli bilgileri giriniz ve hesapla butonuna basınız.
Hesaplama yaptıktan sonra sayfanın devamında KDV Hesaplama (KDV Dahil, KDV Hariç) ile ilgili sıkça sorulan soruların yanıtlarını ve ziyaretçilerimizin KDV Hesaplama (KDV Dahil, KDV Hariç) aracı ile ilgili yorumlarını bulabilirsiniz. Dilerseniz siz de kendi yorumunuzla katkıda bulunabilirsiniz.
Hesaplama Sonuçları
KDV Hesaplama
* Doldurulması zorunlu alanlar.
  1. Örn. 1250,75
Sitene Ekle

KDV (Katma Değer Vergisi) Nedir, Ne Demektir?

01.01.1985 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayan Katma Vergisi Kanunu’nun temelini, mal ve hizmetlerin üretiminden başlayarak tüketimine kadar tüm safhalarda uygulanması ve her safhada yaratılan katma değerin vergilendirilmesi oluşturur.

Mükellefler vergiye tabi faaliyetler üzerinden hesapladıkları Katma Değer Vergisi’nden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetlere ilişkin yüklendikleri KDV’yi indirmekte, aradaki müspet farkı vergi dairesine yatırmaktadırlar. Hesaplanan verginin yüklenilen vergiden az olması halinde indirilemeyen kısım Katma Değer Vergisi Kanunu’nu gereğince sonraki döneme devredilmektedir.

KDV; ekonomide yer alan üretim zincirlerinin tüm aşamasında vergi alınması sebebiyle yayılı bir muamele ve satış vergisi niteliğindedir.3 Aynı zamanda en sık uygulanan dolaylı vergi türüdür. Avrupa Birliği ülkeleri, 1967 yılında KDV’yi ortak harcama vergisi olarak kabul etmiş ve uygulamaya başlamışlardır. Türkiye’de ise 1984 yılında 3065 sayılı kanunla kabul edilmiş ve 1985 yılı başından itibaren uygulanmaya başlamıştır. Bu şekliyle Avrupa Birliği’nin KDV konusundaki direktifleriyle çizilen ortak KDV sistemi ile uyum göstermektedir.

Ülkemizde yapılan her türlü mal veya hizmet tesliminde, mal veya hizmeti teslim alanın teslim edene ödediği vergi, malın üretiminden tüketimine kadar geçen süre içinde kazandığı katma değer üzerinden alınır. Bu özelliği ile KDV tüketim vergisi niteliğindedir. Katma Değer Vergisi, vergiye tabi olan mal veya hizmetin satış değerine uygulanır. Bu uygulama tüm aşamalar için yapılır. Satıcı, sattığı mal ve hizmetlere KDV’yi uygulayarak malını o uyguladığı KDV oranında yüksek fiyattan satar. Satıcı, böylelikle alıcıdan tahsil ettiği KDV’yi, Vergi İdaresine ödemekle sorumlu olur. Fakat o da ödediği KDV’yi, ödeyeceği KDV tutarından indirim konusu yapabilir. Satıcının müşterisi de aynı yolu kullanarak vergiyi nihai tüketiciye doğru yansıtmış olacaktır. Diğer bir ifadeyle, her satış aşamasında vergi, daha artarak ileriye doğru aktarılacaktır. Dolayısıyla zincirin son aşamasında bulunan nihai tüketici tüm vergi yükünü üstlenmiş olacaktır. Zincirin diğer aşamasındaki satıcılar üstlenici değil, yansıtıcıdırlar. Herhangi
bir vergi yükü üstlenmiş olmazlar. KDV oranları, her mal ve hizmete farklı uygulanabilir. Bazı mal ve hizmetlerde ise
sıfırdır.

KDV’nin Konusu?
Verginin konusu, üzerine vergi konulabilen ekonomik, iktisadi kıymet veya servet niteliğindeki unsurlar oluşturur.8 Kısaca, vergi alınabilecek her şey verginin konusudur. Verginin konusu soyut bir kavramdır. Gelir Vergisi Kanunu’na göre verginin konusu, “gerçek kişinin mali bir yıl içine elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”
Bu kazanç ve iratlar; ticari kazanç, zirai kazanç, ücretler, serbest meslek kazançları, gayri menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardır.10 Kurumlar vergisinin konusu “kurum kazancı”11, emlak vergisinin konusu, “Türkiye sınırları içinde bulunan arazi bina ve arazilerdir.”

Veraset ve intikal vergisinin konusu “servet transferleri üzerinden alınan vergiler” oluşturur. Motorlu taşıtlar vergisininin konusu ise, motorlu taşıtlara sahip olunması oluşturur.

KDV’ye tabi işlemler, KDVK’nun 1 inci maddesinde yazılı teslim, hizmet, ithalat ve diğer işlemlerdir. Bu işlemlerin KDV’ye tabi olabilmesi için; işlemlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yapılmış olması gerekir. İşlemlerin Türkiye’de yapılmış sayılmasına ilişkin esaslar kanunun 6 ncı maddesinde; “Malların teslim anında Türkiye’de bulunması, hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması” şeklinde belirtilmiştir.
1. Maddede ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan tüm teslim ve hizmetler KDV’ye tabi tutulmuştur.
2. Maddede her türlü mal ve hizmet ithali vergi kapsamına alınmıştır.
3. Maddede ise diğer faaliyetle kapsamında “posta, telefon, telgraf, teleks ve bunlara benzer hizmetlerle radyo ve televizyon hizmetleri”, “her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması”, “profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarış ve yarışmaların tertiplenmesi”, “müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar”, “10.02.2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedi temsil ettiği ürünü depodan çekecek olana teslimi”, “Boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerini taşımaları, “Gelir Vergisi Kanunun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri”, “Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabii olan ve yahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli
kuruluşların veya bunlara ait ve tabi diğer müesseselerin, ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri” ve “rekabet eşitsizliğini gidermek maksadıyla isteğe bağlı mükellefiyetler suretiyle vergilendirilecek teslim ve hizmetler” oluşturmaktadır.

Katma Değer Vergisi’ni Doğuran Olay
Vergi kanunlarında vergi borçlusunun ve vergi konusunun belirlenmesi mükellef için vergi borcunun, devlet içinde vergi alacağının doğması için yeterli olmamaktadır. Ev sahibi olmayan bir kişi emlak vergisi mükellefi olmayacağı gibi makili veya tasarruf edeni olmayan bir ev de vergi borcunu doğurmamaktadır. Vergi borcunun doğabilmesi
için kanunlarda belirtilen vergi mükellefi ve vergi konusunun ilişkili olması gerekmektedir. Bu ilişkiye vergiyi doğuran olay adı verilir. Vergi doğuran olay farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bir olay, bir durum, bir fiil olabileceği gibi bir üretim, bir sözleşme, bir tüketim de olabilir.

Vergi Usul Kanunu’nun 19.maddesinde, “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun gerçekleşmesi ile doğar” biçiminde tanımlanmıştır. Malın tesliminden ya da hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri bir belgenin düzenlenmiş olması da vergiyi doğuran bir olaydır. İthalatta ise Gümrük Kanunu’na göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetin in başlaması ve gümrük beyannamesine tescili
vergiyi doğuran olay olarak kabul edilir.

Katma Değer Vergisi’nin Mükellefi ve Sorumlusu
Katma Değer Vergisi’nin Mükellefi

Verginin mükellefi, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet çerçevesinde mal ve hizmet tesliminde bulunanlardır.
Katma Değer Vergisi’nin mükellefi esas itibarıyla vergiye tabi işlemleri yapan kişilerdir. Dolayısıyla KDV’ye tabi işlemi yapan herkes, verginin mükellefidir.

Mükellefin dar veya tam mükellef olması gerçek veya tüzel kişi olması veya gelir ya da kurumlar vergisi mükellefi olması önemli değildir. KDV yapısı itibariyle yansıtılmaya uygun bir vergi olduğundan kanuni mükellef verginin tamamını fiyatına dahil edip tüketiciye devredebildiği için iktisadi mükellef tüketici olmaktadır. Vergilendirmeye ilişkin görevler bakımından vergi idaresi ile muhatap olmak zorunda olan kanuni mükelleflerdir. Kanunun 8 inci maddesinde özellik arz eden bazı işlemler de dikkate alınarak verginin mükellefi ayrı ayrı sayılmıştır.

Buna göre mükellef sayılanlar aşağıda açıklanmıştır.
-Mal teslimi ve hizmet ifası halinde bu işleri yapanlar: Gelir vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbabı ile serbest meslek erbabı ve kurumlar vergisi mükellefleri bu kapsamda yer almaktadır.
-İthalatlarda ise mal veya hizmeti ithal edenlerdedir. İthalatın kamu sektörü veya özel sektör tarafından yapılmış olması ya da herhangi bir şekil ve suretle gerçekleştirilmesi, mükellefiyeti etkilemez.
– Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar: Transit taşımalarla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar verginin mükellefidir. Buradaki taşımadan ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunan şahıslar tarafından yapılan taşımanın anlaşılması gerekmektedir. İkametgahı, işyeri, kanuni merkezi veya iş merkezi Türkiye’de olan şahıslar tarafından yapılan bu tür taşımalarda ise mükellef genel hükümlere göre taşıma işini yapanlardır. Gümrük ya da geçiş işlemine muhatap olanlar taşıyanın temsilcisi olabileceği gibi aracın şoförü de olabilir.
– PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları: PTT idaresi ve TRT Kurumu’nca yapılan hizmetlerde mükellef PTT ve TRT Genel Müdürlükleridir.
-Spor-toto, piyango (Milli Piyango dahil) ve benzeri oyunların teşkilat müdürlükleri:
Spor-Toto, Piyango (Milli Piyango dahil) ve benzeri oyunlarda oyunların teşkilat
müdürlükleri mükellef olur.
– At yarışları ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında bunları tertipleyenler:
At yarışı ve diğer müşterek bahis ve talih oyunlarında mükellef bunları tertipleyenler olup, bu oyunların bayileri bu işleri nedeniyle mükellef sayılmayacaklardır.
– Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler , konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler maçlar, yarışmalar ve yarışlarda mükellef, bunları tertipleyenler veya gösterenlerdir.
-Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler,
-Kanunun (1/3-h) maddesine göre, isteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunan mükellef
olur.

Katma Değer Vergisi’nin Sorumlusu
Kendisi gerçek mükellef olmadığı halde gerçek mükellef ya da mükelleflerle olan ilişkisi sebebi ile vergi kanunlarının gösterdiği hallerde, verginin beyan edilmesi, hesaplanması ya da ödenmesi mecburiyeti olan üçüncü kişiye vergi sorumlusu denir. Vergi Sorumlusu, Katma Değer Vergisi’nin 9’uncu maddesine göre, mükellefin Türkiye’de işyerinin, kanuni merkez ve iş merkezinin bulunmaması durumunda ve gerekli görülen diğer durumlarda, verginin ödenmesinden sorumlu olan kişidir. Maliye Bakanlığı vergi alacağını güvence altına almak için vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer ilgili kişileri sorumlu tutar. Mükellefin temsilcisi, vekili, mükellef adına hareket etmeye yetkili başka bir kişi ya da kendine mal teslim edilen ya da hizmet ifa edilen kişilerdir. Bu kişiler, vergi ile ilgili tüm ödevleri yerine getirmekten mükellef gibi sorumludurlar.

KDV’ye Geçişi Zorunlu Kılan Nedenler?
KDV uygulamasına geçilmesinin diğer bir nedeni de Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği ile ekonomik ve mali işbirliğinin sağlanması açısından üye ülkelerin vergi sistemlerinin uyumlulaştırılması konusu önem arz etmektedir.

KDV, Avrupa Birliği’ne de ortak bir vergi sistemi olduğu için, AB’ye tam üye oluncaya kadar geçen süreçte, KDV’nin ülkemizde tam olarak uygulanması sağlanarak, AB’ye üye ülkelerle ortak bir KDV uygulamasında kolaylık sağlamak
amaçlanmıştır.

Katma Değer Vergisi’ne geçişi zorunlu kılan nedenlerin başında uygulamadaki vergilerin zorluk ve olumsuzluklarını gidermek gelmektedir. KDV’ne geçilmeden önce yürürlükte olan dolaylı vergiler sisteminde özellikle istihsal vergisinin yapısından kaynaklanan pek çok olumsuzluk bulunmakta idi. Türkiye’de KDV’ne geçisi zorunlu
kılan bu nedenleri bu şekilde açıklanabilir.

Ekonomik Nedenler
Yatırımların Teşvik Edilmesi
Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkelerin kalkınmasını sağlayabilmesi için yatırımları teşvik etmesi gerekmektedir. KDV uygulamasında yatırımların matrahtan indirilmesi imalatçı açısındann iyi bir teşviktir. KDV’nde ise yatırım mallarının maliyetine giren ve mal ve hizmet alış sırasında yüklenilen vergi, üretilen malların satış fiyatları üzerinden hesaplanan vergiden indirim yoluyla teşvik edilmiştir.

İhracatın Geliştirilmesi
KDV uygulanmasında vergi iadesi uygulanmasıyla beraber ihracat vergiden istisnadır. İhracat hem vergiden istisna edilmiş, hem de ihracatı yapılan mal ve hizmetler için ödenen vergi iade edilmiştir. Bu uygulamayla ihracat üzerindeki vergi yükü tamamen kaldırılmıştır.

Sanayi Üzerindeki Vergi Yükünün Azaltılması
İstihsal vergisi uygulaması sırasında sanayiciler, vergiye tabi malların üretimi için ürettikleri mallar için ağır bir vergi borcuna katlanmaktaydılar. KDV uygulamasında yer alan istisna ve muafiyetlerin nedeniyle, vergi tüm sektörlere yaratılan katma değer nispetinde dağılacağından vergi yükü daha az olacaktır.

Enflasyonist Baskı’nın Önlenmesi
KDV aynı zamanda tüketimi vergilendirdiğinden talebi de kontrol etmebilmektedir. Böylelikle fiyatların kontrolünü sağlanıp enflasyonist baskıyı önleyenebilecektir.

Kaynakların Optimal Dağılımına Uygunluk Sağlanması
Türkiye’de tüm gider vergileri, vasıtalı vergiler ve işletme vergisinden oluşan sistem, yapısal noksanları sebebi ile, sanayinin yapısının ve ekonomik kaynakların dağılımının, uygun olmaktan uzaklaşmasına neden olmuştur. KDV ise tüm sektörleri kapsaması ve tek nispet olarak uygulanması durumunda kaynak dağılımının en uygun olarak
gerçeklesmesini sağlamıştır.

İhtisaslaşmanın Teşviki
KDV tarafsız bir vergi olması nedeniyle ihtisaslaşmayı teşvik etmektedir. Türkiye’de bir firma, kullandığı üretim girdileri, uygulanmakta olan sistem de vergiye tabi olduğundan, vergiden kaçınmak yoluna gitmek isteyebilir. KDV uygulandığı taktirde ise oluşturulan katma değer kadar vergi ödeneceği için dikey entegrasyona gitmek
istemeyecektir. Böylece ihtisaslaşma teşvik edilmiş olacaktır.

Fiyatlar Genel Seviyesinin Kontrolü
İşlemekte olan sistemde vergi ilk aşamada alınmaktadır. Üretim dağıtım zincirinin tüm safhalarında fiyatlar, artan maliyetlere uygulanan kar oranları nedeniyle yükselecektir. Bu nedenle pahalılık zincirleme olarak artmaktadır. KDV oranlarının istihsal vergisi oranlarından düşük olması nedeniyle fiyatların oluşumunda etkili olmaktadır.

Mali Nedenler
– Vergi Adaletinin Sağlanması
Katma Değer Vergisi uygulamasında; katma değeri yüksek olan mal ve hizmetlerden daha fazla vergi, katma değeri düşük olan mal ve hizmetlerden ise daha az vergi alınması esastır. Böylece her alıcı satın alma gücüne göre vergilendirilmekte ve adil bir vergilendirme sistemi oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Vergi Hasılatına Etkisi
KDV geliri, satışlar sonrasında oluşan katma değerin artmasıyla artacaktır. Her değiştirme sonrasında artması vergi gelirini artıracaktır. Fiyat artışları da vergi hasılatının artmasını sağlayacaktır.

Vergi Kaçakçılığına Etkisi
KDV vergi kaçakçılığının önlenmesinde iki konuda etkili olmaktadır. Birincisi matrahın bölünmesi ve diğeri ise bildirilen satış tutarlarından dolayı otokontrolün sağlanmasıdır. KDV uygulamasında, her satıcı vergi matrahı üzerinden katma değer vergisi ödemektedir. Verginin matrahı satış olarak bildirdiğinden kaçakçılık oranı
azalmaktadır. KDV sisteminde bulunan zorunlu belge kullanımı ve etkin kayıt düzeni, otokontrol imkanı sağlanmaktadır. Mal veya hizmet satışında hesaplanan vergiden, yüklenilen verginin indirilebilmesi için, bu verginin belgelendirilmesi gerekmektedir.

Vergilemede Adaletin Sağlanması
KDV oranlarının her mal ve hizmet için çesitli olması, istisnaların artırılması vergi sisteminde adaleti sağlamaktadır.

Vasıtasız Vergiler Sisteminin Tamamlayıcı Niteliği
KDV, gerçek ve tüzel kişilerin gelirlerini beyan ettiği gelir ve kurumlar vergisi sisteminin vergilendirmediği diğer ödeme güçlerini harcamalar esnasında vergilendirmektedir.

Uygulama Kolaylığı
İstihsal vergisi uygulandığı dönemde, yeni tür mallar üretildikçe vergilemede sorun ortaya çıkmıştır. Bir mal veya hizmetin vergiye tabi olup olmadığı ya da hangi oranda vergiye tabi olduğu konusunda mükellef ve idare arasında ihtilaflar ortaya çıkmıştır. KDV uygulaması bütün mal ve hizmetleri kapsadığından bu tür sorunlar ortaya
çıkmamaktadır.

Vergi Mükerrerliğinin Önlenmesi
İstihsal vergisi uygulamasında malın bünyesine giren ön vergilere ilk madde indirimi uygulanır. Bu oranlar ise idare tarafından götürülüğe yakın yöntemlerle tespit edilirdi. Tespit edilen oranların gerçek indirim miktarını karşılayacak şekilde tespit edilmesi çok zordu. Üretim girdi fiyatlarının ya da üretim teknolojisinin değişmesi halinde tekrar tespit
yapılması gerekmekteydi. Bu yüzden ilk madde indirimi sistemi vergi mükerrerliğini önlemeyememektedir. KDV’de ise mal ve hizmet üzerindeki vergi yükü herhangi bir el değiştirme safhasında tam olarak hesaplanabilir. Böylelikle vergi mükerrerliği tamamıyla önlenebilimektedir.

Diğer Nedenler
Kalkınma Planları
İkinci beş yıllık kalkınma planında, istihsal vergisinin yerine, daha ileri bir vergi niteliği gösteren KDV sisteminin kurulması çalışmalarına başlanması öngörülmüştür. Gider vergilerinden biri olan istihsal vergisinin, sanayileşme sürecine dış ticaretimizi geliştirmeyi güçleştiren yapısının temel bir değişikliğe tabi tutularak çağımızın
ekonomik, mali ve sosyal gereksinimlerine uygun bir niteliğe kavuşturulması, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile ilke olarak benimsenmiştir.

Avrupa Birliği ile İlişkiler
Katma Değer Vergisi’ne geçiş, ülkemizin Avrupa Birliği ülkeleri karşısındaki durumu bakımından da önemlidir. Türkiye 1987 yılında Avrupa Birliği’ne tam üyelik için başvurmuştur. Avrupa’da ekonomik ve mali birliğin tam olarak sağlanması için üye ülkelerin vergi sistemlerinin uyumlu olması gerekmekte ve KDV ortaklık için müşterek
bir vergi sistemi olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. İngiltere ve İtalya’nın da KDV’ne geçmesinin ardından, tüm üyeler bu vergiyi uygular hale gelmiştir. Tam üyelik başvurusunda bulunan Türkiye, KDV uygulamasına geçerek büyük bir adım atmıştır. Gider vergileri sistemimizin aksayan tarafları ve KDV sisteminin getireceği faydalar, ülkemizde de KDV sistemine geçişi zorunlu hale getirmiş ve 1969 yılından itibaren bu amaca yönelik çalışmalar yapılmıştır. 02.11.1984 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 3065 sayılı KDV Kanununda “Faturalar metodu” veya “Vergiden vergi indirimi metodu” ya da “Dolaylı metot” isimleriyle anılan yeni bir sistem benimsenmiştir. Ödenecek vergi ise satış sırasında hesaplanan vergiden, alış sırasında yüklenilen verginin düşülmesi ile hesaplanır. Kanun
ilk uygulanmaya başlandığında bir tek vergi oranı olmasına karşın, iktisadi ve sosyal politikaların bir neticesi olarak sonradan bu politikaların amaçlarına uygun olarak oran farklılaştırmasına gidilmiştir. Örneğin bazı temel gıda maddeleri ile bazı basılı neşriyat ve sağlık ürünleri düşük oranlarda vergilendirilirken lüks olarak kabul edilen malların vergilendirilmesinde daha yüksek oranlar kullanılmıştır.

Ülke mali yapısında kaynakların dağılımı bakımından KDV’nin tarafsız bir vergi olması amaçlandığından istisnalar olabildiğince asgaride tutulmuştur. KDV Kanunu ile, nihai aşamada milli gelirin tüketim için ayrılan kısmının vergilendirilmesi hedeflenmiştir. Ticari, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde üretilen ya da alıp satılan bütün mal ve hizmetlerle ithalat KDV kapsamı’na alınmış, buna karşlılık ihracat ve yatırımlar çesitli mekanizmalarla vergi dışı bırakılmıştır. İhracat KDV’nden istisna edilerek, ülke ekonomimizin hayati konularından biri
önemli bir desteğe kavuşturulmuştur.

KATMA DEĞER VERGİSİ’NİN VERGİLENDİRME DÖNEMİ, BEYAN EDİLMESİ ve ÖDENMESİ
Vergilendirme Dönemi
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre vergilendirme dönemi:
– Faaliyetin oluştuğu bir takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak, Maliye ve Gümrük Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayrisafi hasılatlarına göre üç aylık vergilendirme dönemi yerine birer aylık vergilendirme dönemi tespit edebilir.
– Bazı durumlarda vergilendirme dönemi farklı olabilir. Bunlar:
a) İthalatta vergi dönemi, transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde gümrük bölgesine girildiği veya gümrük bölgesinden çıkıldığı an olarak kabul edilir.
b) Maliye ve Gümrük Bakanlığı, mükellefleri gruplandırmaya ve vergilendirme dönemleri için başlangıç aylarını tespit etmeye yetkilidir. Başlangıç ayları tespit olunan mükellefler için, üçer aylık dönemlerin aynı takvim yılı içinde olması şartı aranmaz.
Vergiyi, mükellef ya da vergi sorumlusu beyan eder. Vergilendirme döneminde herhangi bir işlem yapılmasa da devreden vergilerin görülmesi için beyannamenin verilmesi zorunludur.

Beyanname Verme Zamanı
Beyanname genelde takip eden ayın 24’üne kadar verilir. Bazen özel durumlarda bu süre üçer aylık dönemleri kapsayabilir. Örneğin işletme esasına göre defter tutan ve sadece nakliye işi yapan bir mükellef üçer aylık dönemlerle beyanname verir. Vergi üçer aylık dönemi ilgilendiren beyanname de takip eden ayın 24’üne kadar ve beyan edilir.
İşin bırakılması durumunda ilgili ayı takip eden ayın 24’üne kadar beyannamenin verilmesi gerekir. Bazı durumlarda beyanname verilme zamanı uzatılabilir. İşi bırakan mükellefin Katma Değer Vergisi beyannamesi, işin bıraktığı tarihi izleyen ayın yirmidördüncü günü akşamına kadar verir. Katma Değer Vergisi beyanının gümrük
giriş beyannamesi ya da özel beyanname ile yapılması gerektiği hallerde bu beyannameler vergi mükellefiyetinin başladığı anda ilgili gümrük idaresine verilir. E-Beyanname uygulamasından yararlanabilenler ise eloktronik ortamda, beyannamenin kanuni teslim etme süresinin bittiği iş günü saat 24:00’a kadar gönderebilirler.

Katma Değer Vergisi’nin Ödenmesi
-KDV Uygulama Genel Tebliği’ne44 göre “Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler ile vergi kesmekle sorumlu tutulanlar, bir vergilendirme dönemine ait katma değer vergilerini beyanname verecekleri ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar ödemeye mecburdurlar. (VUK 17/04/2007 371 sıra nu.lu tebliğ).
-İthalatta KDV, gümrük vergisi ile birlikte ödenir.
-Gümrük vergisine tabi olmayan ithalata ve ikametgahı, kanuni merkezi ve iş merkezi yurt dışında bulunanlar tarafından motorlu kara taşıtlarıyla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılığa ait Katma Değer Vergisi’ni, bu işlemlere ait özel beyannamelerin verilme süresi içinde öderler.
– Beyanname vermek mecburiyetinde olmayan mükellefler vergiyi, tarh süresi içinde
ödenir.
– Maliye ve Gümrük Bakanlığı, işlemin içeriğini göz önünde tutarak Katma Değer Vergisi’nin işlemden önce ödenmiş olması şartını koymaya yetkilidir. Ödeme vergi dairelerinin anlaşma yapmış olduğu bankalar yoluyla (internet bankacılığı dahil)
yapılabilir

 

İndirilecek KDV Nedir?
İşletmeler, bir malı ya da hizmeti teslim aldıkları zaman satın aldıkları satıcıya KDV ödemesi yaparlar. Yapılan bu ödeme sonrasında verilmiş olan KDV toplamına indirilecek KDV adı verilir.

KDV Tevkifat Oranları – En Son Geçerli Olan KDV Tevkifat Oranları
– Grup 1: Tahıl, Un, Ekmek, Gazete ve Dergi gibi ürünler: %1

– Grup 2: Et, Balık, Sebze, Meyve, Sağlık, Eğitim, Sinema Bileti, Ayakkabı, Çanta, Halı, Konfeksiyon gibi ürünler: %8

– Grup 3: Grup 1 ve Grup 2 dışında kalan ürünler ve hizmetler için: %18

KDV Nasıl Hesaplanır – Formülü Nedir?
Alınan veya satılan malın veya hizmetin bedelinin Kdv dahil veya Kdv hariç olmak üzere 2 farklı hesaplama şekli bulunmaktadır. Şimdi bu 2 hesaplama şeklini de örneklerle ele alalım.

~ KDV Dahil Hesaplama
KDV hariç tutardan KDV dahil tutarı hesaplamak için şu formülü kullanıyoruz:

KDV Hariç Tutar x [ 1 + ( KDV Oranı / 100 )]

~ KDV Hariç Hesaplama
KDV dahil tutardan KDV hariç tutarı hesaplamak için şu formülü kullanıyoruz:

KDV Dahil Tutar / [ 1 + ( KDV Oranı / 100 )]

KDV Hesaplama Aracı’nın Kullanımı
Yukarıda yazılmış olan formüller ve hesaplama yöntemleriyle uğraşmanıza gerek yoktur. Sayfanın en üst kısmında bulunan KDV hesaplama programını kullanarak işlemlerinizi kolaylıkla yapabilirsiniz.

1. Adım: İşlem kısmından sizin için uygun olan seçeneği seçiniz.
2. Adım: %1, %8, %18 oranlarını seçin veya diğer kısmını seçip bir değer giriniz.
3. Adım: Tutarı giriniz ve Hesapla butonuna basınız. Yeniden hesaplama yapmak isterseniz Temizle butonuna basınız.